Mali çölünde görev yapan yaklaşık on beş Ukraynalı dron operatörü, Moskova’yı Afrika’da en önemli ihraç ürününü, yani askeri yönetimlere sattığı güvenlik garantisini hedef alarak vuruyor. Bu avın bedeli ise Kiev’de yan yana fotoğraf çektirmekten kaçınılan müttefiklerle iş birliği yapmak.
Mali’nin kuzeyinde gündüz sıcaklığı rahatlıkla 43 derecenin üzerine çıkıyor, geceleri ise keskin biçimde düşüyor. Kum, bağlantı noktalarına, filtrelere ve bataryalara doluyor. Su kıt. Cepheden buraya sevk edilen yaklaşık on beş Ukraynalı dron operatörünün tek tesellisi var: Siperlerde geçen uzun aylardan sonra nihayet yerin altında değil, yeryüzünde çalışıyorlar. Hedef ise değişmedi. Rusların peşindeler.
Ukrayna grubu, esas olarak kuzeydeki Tuareglere dayanan ayrılıkçı Azavad Kurtuluş Cephesi’nin yapılarına entegre edilmiş durumda. Karşılarında Pokrovsk ve Kupyansk yakınlarında savaştıkları düşmanın aynısı var, yalnızca başka bir üniformayla: Rusya Savunma Bakanlığının, Assimi Goita’nın askeri yönetimini ayakta tutmak için Mali’de bulundurduğu Wagner’in halefi Afrika Kolordusu. Ukraynalılar kendi ifadelerine göre doğrudan çatışmaya girmiyor. Eğitim veriyor, operasyonları planlıyor, her baskını ayrıntılarıyla inceliyor ve başkalarının dronlarını uzaktan yönlendiriyorlar.
Mali çölü, Ukrayna Savunma Bakanlığı Ana İstihbarat Müdürlüğünün 2025 yılının sonundan itibaren sistemli biçimde genişlettiği haritadaki noktalardan yalnızca biri. Batı Libya’da deniz dronları. Sudan’da uzmanlar. Orta Doğu ülkelerinde Şahid tipi dronlarla mücadele için iki yüzden fazla uzman. Ukrayna dış politikası, 1991’den bu yana ilk kez askeri sefer niteliği kazandı. Artık söz konusu olan Birleşmiş Milletler bayrağı altında görev yapan barış gücü helikopterleri değil. Ukrayna istihbaratındaki bir kaynak meseleyi diplomatik ifadeler kullanmadan şöyle özetledi: Kiev, dron savaşı deneyimini dış politika aracına dönüştürüyor.
On beş kişi, tek bir internet bağlantısı ve cephe hattına yaklaşmama emri
Mali operasyonunun çalışma biçimi sade olduğu kadar etkileyici. Tuareg dronundan gelen görüntü internet üzerinden Ukraynalı operatöre ulaşıyor. Operatör de telsiz aracılığıyla nereye uçulması ve ne yapılması gerektiğini söylüyor. Mali’de görev yapan Ukraynalı askerlerden biri, “Göreve çıkıyorlar, ardından bana dönüyorlar ve yaptıkları her hareketi ayrıntılarıyla inceliyoruz” diyor. Kendisi cephe hattına gitmiyor. Üstlerinden aldığı emir bu yönde.
Bu yasağın nedenini açıklamaya gerek yok. Afrika Kolordusunun eline düşecek bir Ukraynalı esir, Moskova açısından aylar boyunca kullanılabilecek paha biçilmez bir propaganda malzemesine dönüşürdü; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden akşam televizyon programlarına kadar. Uzaktan çalışma modeli Kiev’e asgari riskle sonuç elde etme imkanı veriyor ve Ukrayna istihbaratının 2024’ten beri kullandığı inkar alanını koruyor.
Operasyonun ölçeği tek bir grupla sınırlı değil. Ukrayna askeri istihbaratındaki kaynağa göre daha önce Çad, Nijer ve Burkina Faso’dan savaşçılar dron kullanımını öğrenmek için Mali’ye geldi. Kaynak bunların hangi yapılara bağlı olduğunu açıklamadı. Yine aynı kaynağa göre birkaç Ukraynalı uzman Sudan’da bulunuyor. Sudan hattı yeni değil: 2023 ve 2024 yıllarında, General Muhammed Hamdan Dagalo’nun Wagner’le bağlantılı olduğu öne sürülen Hızlı Destek Kuvvetlerine karşı, General Abdülfettah el-Burhan’ın ordusu safında Ukrayna özel kuvvetlerinin faaliyet gösterdiğine ilişkin bilgiler yayımlanmıştı.
İstihbarat kaynağının söylediklerini ihtiyatla değerlendirmek gerekir. Bir istihbarat teşkilatının her yerde bulunduğu izlenimini yaratması kendi çıkarınadır. Operasyonların geniş coğrafyası zaten başlı başına psikolojik etki yaratıyor ve bütün bu girişimin amaçlarından biri de bu. Ancak kilit olayların bazıları Kiev’den bağımsız verilerle doğrulanıyor: Rusya Savunma Bakanlığının açıklamaları ve aşağıda değineceğim Atina’nın resmi protestosu bunların arasında.
Afrika, Ukraynalılar açısından daha önce sahip olmadıkları bir deneme alanına dönüştü. Aynı operatör, “Toz ve sıcaklık ekipmanı çok daha hızlı bozuyor. Filtreler, soğutma, elektronik koruma, bataryalar, her şey farklı çalışıyor ve ciddi uyarlama gerektiriyor” diyor. Savaşın niteliği de değişiyor. Ukrayna’da yüksek yoğunluklu çatışmalar, kitlesel saldırılar ve sürekli baskı var. Sahel’de ise savaş çok geniş alanlarda hareketli biçimde yürütülüyor; pusular, güzergah kontrolü, küçük birlikler ve arazi bilgisinin hayati önemi belirleyici. Ukraynalı askerin formülü herhangi bir analiz raporundan daha kesin: “Biz onlara taktik öğretiyoruz, onlar bize hayatta kalmayı ve savaşmayı öğretiyor.”
Taksitle Sahel: Moskova Afrika’yı nasıl satın aldı ve ürün neden kusurlu çıktı
Çölde görev yapan yaklaşık on beş Ukraynalının Moskova’da neden bu kadar sert tepki yarattığını anlamak için altı yıl geriye gitmek gerekiyor. Ağustos 2020’de Mali subayları Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita’yı devirdi, Mayıs 2021’de ikinci darbeyle süreci tamamladı. Ardından zincirleme bir reaksiyon başladı: Burkina Faso’da Ocak ve Eylül 2022’de iki darbe, 26 Temmuz 2023’te ise Nijer’de Muhammed Bazum’un devrilmesi. Askeri yönetimler kuşağı Senegal’den Çad Gölü’ne kadar uzandı.
Bu yönetimlerin her biri meşruiyetini tek bir tez üzerine kurdu: Fransa cihatçılarla mücadelede başarısız olmuştu ve gitmeliydi. Ağustos 2014’te başlayan ve en yoğun döneminde yaklaşık beş bin askerin görev yaptığı Barkhane Operasyonu, Mali’de Ağustos 2022’ye kadar sona erdi. 19 Şubat 2022’de binlerce Bamako sakini Paris’in çekilme kararını sokaklarda kutladı. Ardından Birleşmiş Milletler misyonu da çöktü. Güvenlik Konseyinin 30 Haziran 2023 tarihli 2690 sayılı kararıyla, üç yüzden fazla barış gücü askerinin hayatına mal olan ve örgütün en tehlikeli barışı koruma operasyonu sayılan Mali Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu kapatıldı. Ocak 2024’te askeri yönetim, Tuareg kuzeyini neredeyse on yıl boyunca büyük bir savaştan uzak tutan 2015 Cezayir Anlaşması’nı tek taraflı olarak feshetti.
Boşluğu Rusya doldurdu. Wagner, Mali’ye Aralık 2021’de geldi. Yevgeni Prigojin’in modeli son derece ticariydi: Para ve yer altı kaynaklarına erişim karşılığında rejim güvenliği. Rusya, ne Paris’in ne de Washington’un sunabildiği bir şeyi satıyordu: Seçimler ve iktidarın sivillere ne zaman devredileceği konusunda soru sormadan yöneticileri korumak. Malililer bu hizmetin bedelini kısa sürede öğrendi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği raporuna göre Mart 2022’nin sonunda Moura kasabasında Mali askerleri ve yabancı personel en az 500 kişiyi öldürdü.
Prigojin’in 23-24 Haziran 2023’teki isyanı ve aynı yıl 23 Ağustos’ta uçak kazasında ölmesi tabelayı değiştirdi, sistemi değil. Moskova Afrika’daki ağı devletleştirerek Savunma Bakanlığının ve Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov’un kontrolüne devretti ve adını, Rommel’in zırhlı birliklerine açık bir gönderme taşıyan “Afrika Kolordusu” koydu. Haziran 2025’te Wagner Mali’deki görevini tamamladığını açıkladı ve ayrıldı, ancak kolordu kaldı. Mali ihracatının temel kalemlerinden biri olan altın sistemin merkezinde kalmaya devam etti. Askeri yönetim 2025’te Kanadalı Barrick şirketine ait Loulo-Gounkoto madenini geçici devlet yönetimine aldı ve Rus Yadran şirketiyle birlikte Bamako yakınlarında bir altın rafinerisinin temelini attı.
Benim gibi gazeteciliğe Sovyetler Birliği’nin son döneminde başlayanlar için bu yapı fazlasıyla tanıdık. Moskova o yıllarda da Angola’ya, Etiyopya’ya, Mozambik’e ve Güney Yemen’e “enternasyonal görev” sloganıyla askeri danışmanlar gönderiyordu. Fark şu ki Sovyet yönetimi en azından kendi ideolojisine inanıyordu. Bugünkü Afrika Kolordusu ise sözleşmeden başka hiçbir şeye inanmıyor.
Bağımsız çatışma izleme merkezlerinden birinde çalışan Batı Afrikalı analist bugünkü durumu yanılsamasız anlatıyor: Rus güçleri Mali yönetimi için hayati bir dayanak haline geldi ve onun değerlendirmesine göre daha büyük bir çöküşü, hatta Bamako’daki yönetimin devrilmesini önledi. Ancak bağımlılık karşılıklı. Askeri yönetim olmadan Moskova’nın Mali’de bulunmasının anlamı yok ve Kremlin bunun son derece farkında.
Ukrayna saldırısının mantığı da buradan doğuyor. Rusya Afrika’da güvenilirlik satıyor. Üslerinden isyancıların alayları eşliğinde ayrılan her Rus konvoyu, bu ürünün kıta genelindeki değerini düşürüyor; Bangui’den Vagadugu’ya kadar. Beşar Esad’ın Moskova’ya kaçtığı ve Hmeymim ile Tartus’taki Rus üslerinin Şam’daki yeni yönetimin elinde pazarlık unsuruna dönüştüğü Aralık 2024 Suriye deneyimi Afrika başkentlerinde dikkatle incelendi. Güney Kafkasya açısından da bu yeni bir bilgi değil: Yıllarca Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütüne bel bağlayan Ermenistan, Moskova’nın müttefiklik garantisinin büyük ölçüde kağıt üzerinde kaldığını gördükten sonra Şubat 2024’te örgüte katılımını dondurdu.
Kidal: federal kanallarda gösterilmeyen aşağılanma
Kiev’e yönelik ilk suçlamalar 2024 yazında ortaya çıktı. Temmuz sonunda Cezayir sınırındaki Tinzaouaten yerleşimi yakınlarında Tuareg isyancılar, cihatçı silahlı gruplarla birlikte Wagner ve Mali ordusuna ait bir konvoyu dağıttı. Rus kayıpları farklı tahminlere göre onlarca kişiydi. Bu, Prigojin’in özel ordusunun Afrika’daki tarihinin en büyük yenilgisi oldu. Ukrayna askeri istihbaratının temsilcisi Andriy Yusov açıkça isyancıların saldırı için gerekli bilgiyi aldığını söyledi.
Tepki gecikmedi. Mali, 4 Ağustos 2024’te Ukrayna ile diplomatik ilişkilerini kesti. Nijer aynı adımı 6 Ağustos’ta attı. Sahel Devletleri İttifakına üye üç ülkenin askeri yönetimleri, Kiev’i terörizmi desteklemekle suçlayan ortak bir şikayeti Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine sundu. Senegal ise Ukrayna Büyükelçiliğinin yayımladığı bir görüntü nedeniyle Ukrayna büyükelçisini Dışişleri Bakanlığına çağırdı. Kiev daha sonra isyancılarla kayda değer bir iş birliği yaptığını reddetti ve konu bir süreliğine gündemden düştü.
Kidal, meseleyi yeniden gündeme taşıdı. Bu kentin simgesel ağırlığını abartmak güç. Tuareg kuzeyinin merkezi, 14 Kasım 2023’te Mali ordusu ve Wagner tarafından saldırıyla ele geçirilinceye kadar on yılı aşkın süre Bamako’nun kontrolü dışında kalmıştı. Askeri yönetim bunu iktidar döneminin en büyük zaferi olarak kutlamıştı. Otuz ay sonra bu zaferin hiçbir değeri kalmadı.
25 Nisan 2026’da şafaktan kısa süre önce Azavad Kurtuluş Cephesi ile El Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin, Bamako çevresinden Kidal’a kadar uzanan geniş bölgede eş zamanlı saldırılar başlattı. Mali, 2012’de cihatçılar ve ayrılıkçıların ülkenin bütün kuzeyini ele geçirerek Fransa müdahalesini tetiklemesinden bu yana böyle büyük çaplı bir taarruz görmemişti. Bomba yüklü bir araçla gerçekleştirilen intihar saldırısı, başkentin on beş kilometre uzağındaki garnizon kenti Kati’de Savunma Bakanı General Sadio Camara’nın konutunu hedef aldı. Goita da burada yaşıyor. Rus askeri akademisinden mezun olan ve Mali’nin Moskova’ya yönelişinin başlıca mimarı sayılan Camara hastanede hayatını kaybetti. İkinci eşi ve iki torunu da saldırıda öldü.
Ertesi gün Mali ordusu ve Afrika Kolordusuna ait bir konvoy, Kidal’daki eski Birleşmiş Milletler kampının kapıları önünde toplandı ve Rusların ortadan kaldırmak için geldiği isyancıların refakatinde şehirden ayrıldı. Tuareg temsilcisi, Mali ordusunun ve Rus müttefiklerinin iki numaralı kamptan ayrılmasına imkan tanıyan bir anlaşmaya varıldığını doğruladı. Afrika Kolordusu 27 Nisan’da geri çekildiğini kabul ederek bunun Mali yönetimiyle ortak alınmış bir karar olduğunu bildirdi. Kidal’ın ardından hükümet güçleri ve Ruslar Aguelhok, Tessalit, Tessit ve Ber’i de terk etti. Tuareg savaşçıların uzaklaşan Rus zırhlılarıyla alay ettiği görüntüler Fransızca konuşulan internet ortamının tamamına yayıldı.
Kayıplara ilişkin rakamlar arasında on kata varan farklar bulunması bile başlı başına anlamlı. Mali ordusu iki yüzden fazla silahlı savaşçının öldürüldüğünü açıkladı. Afrika Kolordusu ise 2 bin 500’den fazla kişinin öldürüldüğünü iddia etti ve saldırganların sayısını 10-12 bin olarak verdi. Düşman ne kadar büyük gösterilirse geri çekilme o kadar kolay mazur gösterilir. Rus askeri basın birimleri bu hesabı uzun zamandır iyi biliyor. 4 Temmuz’da saldırılar yeniden başladı ve Anefis bölgesinde yeni çatışmalar yaşandı.
Rusya Savunma Bakanlığı başarısızlığın açıklamasını kısa sürede buldu: İddiaya göre isyancıları saldırı öncesinde Ukraynalı ve Avrupalı paralı asker eğitmenler hazırlamıştı. Bu açıklamayı Moskova’nın çıkarlarını hesaba katarak değerlendirmek gerekir. Kremlin’in yenilgiyi kendi zayıflığıyla değil dış müdahaleyle açıklamaya hayati derecede ihtiyacı var. Bununla birlikte Mali’de görev yapan Ukraynalı bir operatör, Ukraynalıların Kidal’ın ele geçirilmesinde isyancılara yardım ettiğini doğruladı. Rakibin propagandasıyla doğrudan katılımcının itirafının özünde örtüştüğü ender durumlardan biri.
Kidal’ın temel dersi teknolojik. Sahel’de savaş halen çoğunlukla hafif silahlı piyadeler ve kamyonetlerle yürütülüyor. Dronları ilk etkin kullanan taraf orantısız büyüklükte avantaj elde ediyor. Gözlemcilere göre Azavad Kurtuluş Cephesi daha 2025’te bir hükümet helikopterini dronla düşürdü. Rusya buna karşılık uzaktan görüntü aktarımıyla kullanılan taarruz dronları getirmeye başladı, ancak isyancılar dağılmayı ve araziye gizlenmeyi öğrendi. Azerbaycan, 2020 sonbaharında 44 gün içinde insansız hava araçlarını küçümseyen bir ordunun ne hale gelebileceğini dünyaya göstermişti. Sahel şimdi aynı dersi, yalnızca hızlandırılmış biçimde ve Ukrayna yöntemleriyle alıyor.
Birlikte fotoğraf çektirilmeyen müttefik
Hikayenin en rahatsız edici bölümü tam burada başlıyor ve bunu görmezden gelmeyeceğim. Azavad Kurtuluş Cephesi, ordu ile Wagner’in kuzeydeki kentleri yeniden ele geçirmesinin ardından 2024 sonlarında kurulan Tuareg ve Arap gruplarından oluşan ayrılıkçı bir koalisyon. İdeolojik olarak cihatçılıktan uzak ve Azavad’ın bağımsızlığını hedeflediğini ilan ediyor. Buna rağmen Nisan 2026’da hem Azavad Kurtuluş Cephesi hem de Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin, eylemlerini koordine ettiklerini açıkça kabul etti. Gao ve Kidal’da savaşçıları omuz omuza çarpıştı.
Tuareg İyad Ag Gali’nin liderliğindeki Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin, El Kaide’nin bölgedeki uzantısı olmaya devam ediyor. Sahel birkaç yıldır dünyanın en ölümcül terör bölgesi sayılıyor. Azavad Kurtuluş Cephesine verilen her yardım dolaylı biçimde onun müttefikini de güçlendiriyor ve Ukraynalılar bunun farkında. Ukrayna istihbaratındaki bir kaynak, “Kültür ve din farklı olabilir ama aynı aptallar tarafından saldırıya uğradığınızda ideolojik ayrılıklar ikinci plana düşüyor” dedi. Mali’deki operatör daha açık konuştu. İsyancıların bir bölümünü, aniden havaya ateş açmaya ve öngörülemez davranışlar sergilemeye yatkın radikaller olarak tanımladı. Bazı şeyleri görmezden gelmenin duygusal olarak zor olduğunu da kabul etti.
Burada inanç temelinde kurulmuş bir ortaklık yok. Çölde yapılmış bir çıkar evliliği var.
Moskova bu zayıf noktayı sonuna kadar kullanıyor. Rus tarafı daha önce Ukraynalıları Mali’de sivillere yönelik katliamlara ortak olmakla suçlamıştı. Kiev suçlamaları reddediyor. Uluslararası bir insan hakları örgütü 2026 yazında yayımladığı iki raporda Mali’deki Rus askerlerini sivilleri öldürmekle suçladı. Üçüncü raporda ise Nisan ayındaki tırmanma sırasında çatışmanın doğrudan bütün taraflarının sivillere yönelik yasa dışı saldırılar gerçekleştirdiği belirtildi. Ukrayna bu raporda yer almıyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ağustos ayında gazetecilere Afrika Kolordusunun kesinlikle hukuki çerçevede ve yalnızca meşru hükümetlerin resmi talepleri doğrultusunda hareket ettiğini söyledi. Moskova, darbelerle iktidara gelen bu hükümetlerin meşruiyetini ise tartışmamayı tercih ediyor.
Açık gerçeği kabul etmek gerekir. Eğer Bamako sonunda düşerse ya da askeri yönetim Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin ile iktidarı paylaşmak zorunda kalırsa, Kiev kendisini Batılı başkentlerin ve Sahel’e komşu Gine Körfezi ülkelerinin en fazla korktuğu senaryonun ortaklarından biri olarak bulabilir. Bazı araştırmacılar şimdiden Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin’in dönüşümünü, küresel cihattan vazgeçerek toprak yönetiminde daha pragmatik çizgiye kayan Suriye’deki Heyet Tahrir eş-Şam’ın evrimiyle karşılaştırıyor. Örgüt Nisan saldırılarının ardından Ruslara, askeri yönetimi desteklemekten vazgeçmeleri karşılığında “gelecekte iyi ilişkiler” bile teklif etti. Bu dönüşümün Mali’de işe yarayıp yaramayacağını kimse bilmiyor. Kiev sonucu yıllar içinde anlaşılacak bir bahis oynuyor, ancak kaybın bedeli çok daha kısa sürede ortaya çıkabilir.
Körfez semalarında Şahidler: Ukrayna en değerli askeri bilgisini nasıl sattı
Afrika hattı kabul edilebilirliğin sınırında dengelenirken, Orta Doğu Kiev’e doğrudan kazanç sağladı. Şubat 2026’nın sonunda ABD ve İsrail İran’a karşı savaşı başlattığında Tahran, bölgedeki Amerikan tesislerine ve müttefiklerine saldırılarla karşılık verdi. Eldeki verilere göre yalnızca Basra Körfezi ülkelerine dört binden fazla Şahid tipi dron fırlatıldı. 26 Mart’a kadar Körfez ülkelerinde 25 kişi hayatını kaybetti.
Bu durum Körfez monarşileri açısından büyük bir şoktu. Amerikan Patriot ve THAAD sistemleri balistik füzelere karşı tasarlanmıştı. Bunlarla bir dronu düşürmek serçeye top mermisiyle ateş etmekten farksızdı; üstelik serçenin maliyeti mermiden katbekat düşüktü. Ukrayna o tarihe kadar başka hiçbir ülkenin sahip olmadığı ölçüde deneyim biriktirmişti. Ukrayna tarafının verilerine göre yalnızca geçen kış Rusya ülkeye 19 binden fazla dron göndermişti. Bunların çoğu, Rusya’da Geran adı verilen İran yapımı Şahid dronlarının farklı sürümleriydi.
Volodimir Zelenski hızla harekete geçti. Kendi açıklamasına göre Suudi Arabistan dahil olmak üzere birkaç Orta Doğu ülkesine dronlarla mücadelede uzmanlaşmış iki yüzden fazla Ukraynalı gönderildi. Kaynaklar en az beş ülkeden söz ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nde görev yapan Ukraynalı bir asker ortak ekiplerin çalışma biçimini şöyle anlatıyordu: Yerel askerler Ukraynalıların yanında hareket ediyor ve yaptıkları her şeyi adım adım tekrarlıyordu. Zelenski’nin Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşmesinin ardından 26 Mart’ta Cidde’de Ukrayna ile bir Körfez ülkesi arasındaki ilk güvenlik iş birliği anlaşması imzalandı. Ardından Katar ve Birleşik Arap Emirlikleriyle benzer nitelikte on yıllık anlaşmalar yapıldı. Zelenski turun sonunda, “Uzmanlık açısından bugün hiç kimse Ukrayna kadar yardım edemez” dedi.
Meselenin ekonomik hesabı geleneksel hava savunması açısından ezici. Ukrayna tarafı, fiyatı 130 bin dolara kadar çıkabilen Şahid dronlarına karşı yaklaşık on bin dolarlık önleyici sistemlerden söz ediyor. Petrol altyapısını koruyan Riyad ve Abu Dabi açısından bu hesap bütün siyasi açıklamalardan daha önemli.
Kiev’in siyasi kazancı daha da büyük. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri yıllardır Moskova ile dengeli ilişkiler sürdürüyor, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve ortakları çerçevesinde petrol üretimini koordine ediyor ve Rusya-Ukrayna esir değişimlerine ev sahipliği yapıyordu. Şimdi Körfez ülkeleri İran-Rusya iş birliğinin kendilerine savaş, Ukrayna’nın ise bu savaşa karşı savunma sunduğunu kendi deneyimleriyle gördü. Kiev bunun karşılığında anlaşmalar paketi ve mühimmat tedariki vaatleri aldı. Bu vaatlerin ne kadarının gerçekleşeceği ancak bir iki yıl sonra anlaşılacak.
Lefkada açıklarında yüz kilogram patlayıcı
7 Mayıs 2026’da Yunan balıkçılar Lefkada Adası’nın batı kıyılarında tuhaf siyah bir tekne fark etti. Bunun Ukrayna’ya ait mürettebatsız bir deniz aracı olduğu ortaya çıktı. Yunan basınına göre araç Kozak Mamay modeliydi ve üzerinde yüz kilogram patlayıcı bulunuyordu. Görünüşe göre operatörlerle bağlantısını kaybetmiş ve İyon Denizi’nde sürüklenerek sonunda Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü ve Avrupa Birliği üyesi Yunanistan’ın karasularına girmişti.
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, Ukrayna’nın Atina’dan çok ciddi biçimde özür dilemesi gerektiğini söyledi. Atina 3 Haziran’da Kiev’e resmi protesto notası gönderdi. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lana Zohiu’nun aktardığı belgeye göre, “Ukrayna’nın meşru müdafaa hakkı bu tür eylemleri haklı çıkaramaz.” Atina, Akdeniz’de kalan bütün savaş dronlarının çıkarılmasını talep etti. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Georgiy Tihiy 5 Haziran’da özür diledi, ancak savaşın başlatılmasından ve gölge filonun kullanılmasından Rusya’yı sorumlu tuttu.
Ukrayna askeri istihbaratındaki kaynağa göre bu araç, 2025 sonundan beri Libya’nın kuzeybatısında faaliyet gösteren Ukraynalı operatörlerin kontrolünden çıkmıştı. Libya’da bulunan Ukraynalı deniz dronu operatörlerinden biri, birliğinin Misrata’daki uluslararası askeri üssü gölge filoya yönelik saldırılar için çıkış noktası olarak kullandığını ve karşılığında yerel güçlere eğitim verdiğini anlattı. Kiev buradaki varlığını resmen doğrulamıyor, ancak bu artık herkesin bildiği bir sır. Fransız gazeteciler ilkbaharda Libya kaynaklarına dayanarak ülkenin batısındaki üç noktada yaklaşık iki yüz Ukraynalı subay ve uzmanın görev yaptığını yazdı. Bu faaliyetlerin Trablus’taki Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümetinin onayıyla yürütüldüğü belirtildi. Rakam doğrulanmış değil ve ben bunu tahminlerin üst sınırı olarak değerlendirirdim.
Bu çalışmanın sonuçları deniz trafiği haritalarında görülüyor. 19 Aralık 2025’te dronlar Umman bayraklı Qendil tankerini Libya kıyılarından yaklaşık 250 kilometre ve Ukrayna’dan iki bin kilometreden fazla uzakta vurdu. Mart 2026’nın başında Sirte açıklarında Murmansk’tan Port Said’e yaklaşık 62 bin ton sıvılaştırılmış doğal gaz taşıyan Rus Arctic Metagaz gemisinde patlama meydana geldi ve yangın çıktı. Gemideki 30 mürettebatın tamamı kurtarıldı. Yangında ağır hasar gören gemi, çevre felaketini önlemek amacıyla Libya Ulusal Petrol Kurumu ile İtalyan Eni şirketi tarafından Zuvare’ye çekildi. Moskova saldırıdan Ukrayna deniz dronlarını sorumlu tuttu. Kiev sessiz kaldı.
Libya’daki tablo ayna görüntüsü niteliğinde. Ülkenin doğusunu Mareşal Halife Hafter kontrol ediyor. Rus askerleri 2019’dan beri el-Hadim ve el-Cufra hava üslerinde varlık gösteriyor. Esad yönetiminin düşmesinden sonra Moskova’nın Suriye’deki lojistik ağının bir bölümünün buraya taşındığına dair çok sayıda bilgi bulunuyor. Trablus ve Misrata’nın bulunduğu batı kesimi ise Türkiye’ye yakın. Türk askerleri 2019 anlaşmasına dayanarak burada görev yapıyor. Ukraynalılar parçalanmış ülkenin Hafter karşıtı tarafında yer aldı. Ancak kimsenin kamuoyu önünde yanıtlamadığı bir soru var: Ukrayna grubu Misrata’dan Ankara’nın bilgisi olmadan gerçekten faaliyet gösterebilir miydi?
Libya operasyonunun hedefi açık. Mülkiyeti belirsiz ve elverişli bayraklar kullanan binden fazla gemiden oluştuğu tahmin edilen gölge filo, yaptırımlar altında Rus bütçesinin dolaşım sistemi olmaya devam ediyor. Bir tankere yönelik her saldırı sigorta maliyetlerini artırıyor ve Rus petrolünün fiyat indirimini büyütüyor. Sorun şu ki Akdeniz Karadeniz değil. Yunanistan ve İtalya açısından burası her şeyden önce turizm ve ticari deniz taşımacılığı demek. Güney Avrupa başkentlerinin sabrı sınırsız değil.
Kim kazanıyor, faturayı kim ödüyor
Kiev aynı anda birkaç kazanç elde ediyor. Güvenlik talep eden değil, güvenlik ihraç eden devlet statüsü. Hiçbir Batı tatbikat alanının sağlayamayacağı aşırı koşullarda askeri teknolojilerin sınanması. Rusya’nın kendisini cezasız hissetmeye alıştığı bölgelerde Moskova üzerinde baskı kurma imkanı. Körfez’in paralarına ve savunma bütçelerine erişim. Zelenski’nin 2 Ocak 2026’da istifa eden Andriy Yermak’ın yerine Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı olarak atadığı eski Ukrayna askeri istihbarat başkanı Kirilo Budanov, daha 2023’te Ukrayna tam zafere ulaşana kadar dünyanın her yerinde Ruslara karşı mücadele edileceğini söylemişti. Eylül başında yeniden askeri istihbaratı, Rusya’dan Afrika’ya kadar dünyanın farklı bölgelerinde ülkenin çıkarlarını takım elbiseyle de kamuflajla da savunduğu için övdü. Böyle bir geçmişe sahip kişinin artık Cumhurbaşkanlığı aygıtını yönetmesi dikkat çekici: Sefer operasyonları tek bir kurumun macerası olmaktan çıkıp devlet stratejisinin parçasına dönüştü.
Rusya ise resmi açıklamalarda görülenden daha fazlasını kaybediyor. Kidal, Moskova’ya 2019’da Soçi’de yapılan ilk Rusya-Afrika zirvesinden beri kıtada inşa ettiği itibarın bir bölümüne mal oldu. Gölge filo doğrudan mali zarar görüyor. Kremlin, Ukrayna cephesinde ordusu Donbas’taki savunma kuşağına baskı uygularken sınırlı kaynaklarını yeni bir cepheye daha yaymak zorunda kalıyor. Buna rağmen Moskova geri çekilmiyor. Eylül 2026’da Rusya’nın devlet silah ihracat şirketi Mısır’ın El Alameyn kentindeki hava fuarına yeni füzeler ve dronlar getirdi. Kurum Başkanı Aleksandr Miheyev bunları Afrika ve Orta Doğu’daki çatışmalarda sınanmış sistemler olarak tanıttı. Her iki taraf da kıtayı aynı anda hem deneme alanına hem de vitrine dönüştürdü.
Afrika’daki askeri yönetimler kendi tercihlerinin tuzağına düştü. Fransa ve Birleşmiş Milletlerle yollarını ayırdıktan sonra Kidal’ı elinde tutamayan bir ortağa bel bağladılar ve şimdi telaşla yeni destekçiler arıyorlar. Bamako Türk dronlarının alımını artırıyor. Mali Başbakanı Şubat 2026’da İran’ın yeni büyükelçisiyle askeri ve teknik iş birliğini görüştü. İşin ironik yanı şu: Türk dronları askeri yönetimin tarafında savaşıyor, Ukrayna yöntemleri ise onun düşmanlarının hizmetinde. Oysa Ankara ile Kiev yakın ortak olmaya devam ediyor.
Cezayir gelişmeleri giderek artan kaygıyla izliyor. Tinzaouaten sınırın hemen üzerinde bulunuyor ve Tuareg bağları sınırın iki tarafına serbestçe uzanıyor. Cezayir ile Bamako arasındaki ilişkiler, Cezayir ordusunun 2025 ilkbaharında Mali’ye ait bir dronu düşürmesinin ardından bozuldu. Sahel Devletleri İttifakı ülkeleri büyükelçilerini geri çağırdı. Cezayir açısından cihatçı unsurlar barındıran silahlı bir Tuareg kuzeyi, pilotlarını kimin eğittiğinden bağımsız olarak doğrudan ulusal güvenlik tehdidi.
Yunanistan ve İtalya riskin maliyetini üstleniyor. Körfez ülkeleri ise ucuz ve etkili savunma kazanıyor. ABD, Arap monarşileri ile Moskova arasına mesafe koyan ve bunu yaparken Amerikan askerine ihtiyaç duymayan bir müttefik elde ediyor.
Bundan sonra ne olacak: 2027 yazına kadar dört senaryo
Birinci senaryo kurumsallaşma. Kiev, gayriresmi görevlendirmeleri Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleriyle yapılan anlaşmalar örneğinde olduğu gibi devletler arası anlaşmalara dönüştürüyor. Adaylar açık: Sınırları yakınındaki Rus varlığından rahatsız olan Afrika ülkeleri ve Moskova’nın iç savaşta taraflardan birini desteklediği devletler. Benim tahminim, Ukrayna’nın 2026 sonuna kadar en az bir Afrika ülkesiyle yeni bir savunma anlaşması imzalayacağı yönünde. Açık metinde dronlardan söz edilmese bile.
İkinci senaryo Rusya’nın karşı hamlesi. Moskova, Sahel Devletleri İttifakındaki ortakları üzerinden Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliğinde Ukrayna’ya yönelik yeni bir kınama dalgası oluşturmaya çalışacak, terörizme yardım suçlamalarını öne çıkaracak ve aynı zamanda Ukraynalı eğitmenleri sistemli biçimde avlamaya başlayacak. Sahel’de ele geçirilecek ya da öldürülecek ilk Ukraynalı, Kremlin açısından bütün Afrika seferinin en değerli ganimeti olacak. Kiev bunun herkesten daha iyi farkında.
Üçüncü senaryo Mali’de çöküş. Goita yönetimi devrilir ya da Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin ile anlaşmak zorunda kalırsa Rusya Sahel’deki vitrini kaybeder, Ukrayna ise kimin zaferine yardım ettiği konusunda son derece rahatsız edici bir soruyla karşılaşır. Önümüzdeki aylarda yönetimin ani biçimde çökme ihtimalini düşük görüyorum. Afrika Kolordusu kuzeyi bırakarak iktidarın ayakta kalması karşılığında Bamako savunmasına yoğunlaşmış durumda. İkinci tahminim şu: Afrika Kolordusu 2026 sonuna kadar Kidal’a dönmeyecek.
Dördüncü senaryo müttefiklerin sınırlaması. Lefkada olayı Avrupa’nın Akdeniz hattındaki sabrının sınırlı olduğunu gösterdi. İtalya veya Malta kıyılarında bir başka dronun kaybedilmesi, hele bunun can kaybına yol açması halinde Brüksel ve Washington Kiev’den Karadeniz dışındaki deniz avını sona erdirmesini isteyecektir. Üçüncü tahminim şu: Ukrayna, Libya’daki varlığını en az 2027 yazına kadar resmen doğrulamaya cesaret etmeyecek. Çünkü böyle bir doğrulama onu Akdeniz komşularının taleplerine açık hale getirir.
Gerçeklik büyük olasılıkla bu dört senaryonun unsurlarının birleşiminden oluşacak.
İki numaralı kamp
Kidal’ın dışındaki kamp otuz ay içinde üç kez el değiştirdi. 2023 sonbaharında Birleşmiş Milletler barış gücü buradan ayrıldı. Ardından Wagner, daha sonra da Afrika Kolordusu yerleşti ve Kidal’ı Mali devletinin geri dönüşünün simgesi ilan etti. 26 Nisan 2026’da Rus konvoyu aynı kapılardan Tuareglerin refakatinde çıktı. Bu ayrılışı kayda alanlar Rus savaş muhabirleri değil, zaferi kazananlardı.
Rusya yaklaşık on yıl boyunca Afrika’da tek bir ürün satarak iş kurdu: Moskova arkasındaysa rejimin ayakta kalacağı garantisi. Dizüstü bilgisayar ve telsizlerle çalışan yaklaşık on beş Ukraynalı bu ürünü yok etmedi. Satıcı açısından daha kötüsünü yaptılar: Ürünün kusurlu olduğunu kamuoyu önünde gösterdiler.
Kiev bunun bedelini kendi itibarıyla ödüyor. Yıllarca Batı’nın kendisini kurallara uyan bir mağdur olarak görmesi için harcadığı siyasi sermayeyle. Çölde ise kurallar farklı. Şu anda Kidal’ın kuzeyinde bir yerde bir Tuareg dronu havalanıyor ve kamerasından gelen görüntü internet üzerinden cephe hattına gitme izni bulunmayan Ukraynalı bir operatöre ulaşıyor. 24 Şubat 2022’de Harkiv sınırında başlayan savaş artık hiçbir haritaya sığmıyor.