...

Petrol terminallerine, Vayldberriz depolarına ve Rusya’nın lojistik sistemine yönelik saldırılar ses getirdi, ağır hasara yol açtı ve siyasi açıdan etkileyici oldu. Ancak bu harekatın gerçek bedelini Rusya’da yanan hangarların sayısı değil, Moskova’nın Ukrayna limanlarını, sanayisini ve hava savunma sistemini Kiev’in onarabileceğinden daha hızlı biçimde tahrip etme kapasitesi belirliyor.

Bu savaşta fotoğraf uzun süredir haritayla yarışıyor, bir yangının görüntüsü ise zaman zaman cephe hattındaki değişiklikten daha değerli görülüyor.

Sankt-Peterburg’da yanan petrol terminali, Vayldberriz deposunun üzerinde yükselen duman sütunu ve Moskova’dan birkaç yüz kilometre uzakta faaliyetleri duran lojistik merkezi, Ukrayna’ya sahada elde etmesi giderek zorlaşan bir şeyi veriyor: inisiyatif duygusunu. Rusya toprakları artık erişilemez görünmüyor, Rus hava savunması kırılganlığını sergiliyor ve savaş, uzun süre onu televizyondan izlenen uzak bir harekat olarak algılayan insanların gündelik hayatına giriyor.

Ancak modern savaş yalnızca insansız hava aracının uçuş menziliyle ve görüntünün izlenme sayısıyla ölçülmez. Rakibin karşılık olarak ne ölçüde zarar verebildiği, tarafların kayıplarını ne kadar hızlı telafi ettiği ve hangi tesislerin devre dışı bırakıldığıyla ölçülür: tüketim mallarının bulunduğu bir depo mu, yoksa ülke ihracatının önemli bölümünü sağlayan bir deniz limanı mı?

Kiev açısından rahatsız edici çelişki tam da burada ortaya çıkıyor. Ukrayna, Rusya’nın devasa topraklarındaki hedefleri vurabildiğini kanıtladı. Ancak Moskova halen kıyaslanamayacak ölçüde daha ağır bir saldırı araçları bütününe sahip: balistik ve seyir füzeleri, çok sayıda taarruz amaçlı insansız hava aracı, hava mühimmatı ve Ukrayna’nın enerji, ulaşım, liman ve sanayi altyapısını düzenli olarak vurma imkanı.

Ukrayna’nın Rusya’nın gerisindeki harekatları anlamsız sayılamaz. Bunlar gerçek zarar veriyor, Rusya’yı hava savunma unsurlarını yeniden konuşlandırmaya, işletmeleri sigortalamaya, depoları dağıtmaya ve onarım için para harcamaya zorluyor. Ancak taktik başarı ile stratejik kırılma arasında bir uçurum bulunuyor. Kiev, 2026 yazında bu uçurumun kenarına yaklaştı.

Neva’daki yangın siyasi bir silaha dönüştü

Sankt-Peterburg’a 3 Haziran’da düzenlenen saldırı yalnızca askeri bir harekat olarak değil, siyasi bir gösteri olarak da planlandı.

Saldırı, Rusya yönetiminin geleneksel olarak ülkenin ekonomik dayanıklılığını ve uluslararası cazibesini sergilemek amacıyla kullandığı Sankt-Peterburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nun açılış gününde gerçekleşti. Ukrayna’ya ait insansız hava araçları bir petrol terminaliyle altyapı tesislerini vurdu. Kiev ayrıca Kronştadt’taki kuru havuzda bulunan bir Rus savaş gemisine saldırıldığını açıkladı. Rusya makamları 59 insansız hava aracının düşürüldüğünü, bazı tesislerin zarar gördüğünü ve yaralananların bulunduğunu bildirdi. Gemiyle terminaldeki hasarın boyutu bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.

Harekatın temel amacı kolaylıkla anlaşılıyordu: Forum katılımcılarını savaşı kendi gözleriyle görmeye zorlamak.

Yabancı iş insanlarına, yetkililere ve diplomatlara açık bir mesaj verildi: Rusya’nın güvenlik sistemi, ülkenin ikinci önemli kentinin bile dokunulmazlığını garanti edemiyor. Yatırımlar ve yeni ticaret yolları hakkındaki tartışmaların yerini bilgi alanını dolduran patlama ve duman görüntüleri aldı.

Bu, siyasi itibarı hedef alan saldırılar olarak tanımlanabilecek yöntemin bir örneğidir. Bu saldırıların askeri değeri sınırlı olabilir, ancak psikolojik etkisi zarar gören tesisin maliyetinin çok ötesine geçer. Kremlin kentlerin, sanayi bölgelerinin ve simgesel etkinliklerin güvenliğini güçlendirmek zorunda kalırken Rus seçkinlerine de savaşın artık sınır bölgeleriyle sınırlı olmadığı hatırlatılıyor.

Bununla birlikte, rakibin siyasi açıdan küçük düşürülmesi onun stratejisini değiştireceği anlamına gelmez. Savaşların tarihi, itibarlı hedeflere yönelik saldırıların büyük bir devleti askeri harekattan vazgeçmeye nadiren zorladığını gösteriyor. Bu saldırılar çoğu zaman misilleme talebini güçlendiriyor ve yönetime eylemlerini sertleştirmek için ek gerekçe sağlıyor.

Moskova, daha sonra düzenlediği yoğun saldırıları kendi taarruz stratejisinin devamı olarak değil, Ukrayna’nın tırmandırmasına verilen yanıt olarak sunma fırsatı elde etti. Bu durum, Ukrayna’nın her saldırısıyla Rusya’nın her füze salvosu arasında doğrudan nedensellik bulunduğunu kanıtlamaz. Rusya, haziran harekatından çok önce de Ukrayna’yı vuruyordu. Ancak Kiev, yeni yıkım dalgasını haklı göstermek için Kremlin’in ihtiyaç duyduğu siyasi malzemeyi sağladı.

Vayldberriz mağaza değil, sinir sistemi çıktı

Ukrayna harekatının bir sonraki aşamasını Vayldberriz’in lojistik ağına yönelik saldırılar oluşturdu.

İnsansız hava araçları 18 Temmuz’da şirketin Tambov bölgesindeki Kotovsk ve Moskova bölgesindeki Elektrostal merkezlerini vurdu. Daha sonra Krasnodar, Nevinnomıssk, Leningrad, Ryazan, Samara, Vladimir ve diğer bölgelerden saldırı haberleri geldi. Temmuz sonuna kadar en az yedi büyük tesis hasar gördü ve şirketin depo kapasitesinin yaklaşık yüzde 10’u devre dışı kaldı. Ağustos başında saldırıya uğrayan tesislerin sayısı yirmiye yaklaştı.

Bu artık simgesel bir iğne batırma değil, ülke geneline dağılmış ticari altyapıya yönelik planlı bir harekattı.

Vayldberriz yalnızca kozmetik, giysi ve ev eşyası satan bir çevrim içi mağaza değildir. On binlerce girişimci, üretici, taşımacılık şirketi, teslimat noktası, bankacılık hizmeti ve bölgesel bütçeyle bağlantılı olan Rusya’nın en büyük elektronik ticaret platformudur. Grubun 2025 yılındaki net karının yaklaşık 175 milyar ruble olduğu tahmin ediliyordu.

Tahrip edilen her depo yalnızca binanın ve içerisindeki malların kaybedilmesi anlamına gelmez. Zincirleme zarar ortaya çıkar: Satıcılar ürün stoklarını kaybeder, bankalar sorunlu kredilerle karşılaşır, tedarikçiler cirolarından olur, sigorta şirketlerine tazminat talepleri yöneltilir, vergi gelirleri ertelenir ve lojistik akışların başka bölgeler üzerinden yeniden düzenlenmesi gerekir.

Saldırıların ardından Vayldberriz, zarar gören çalışanların, hayatını kaybedenlerin ailelerinin ve malları yok olan satıcıların kayıplarını karşılamaya başladı. Şirket, Kazakistan’da yaklaşık 100 bin metrekarelik alan dahil olmak üzere yeni depo sahaları aramaya yöneldi. Ağın yeniden kurulması, devlet bankalarının sürece katılmasını ve girişimcilere vergi kolaylıkları sağlanmasının tartışılmasını gerektirdi.

Ukrayna tarafı, depoların Rus ordusunun ikmali, insansız hava aracı parçalarının ve askeri ürünlerin saklanması amacıyla kullanıldığını öne sürüyor. Bu iddialar somut istihbarat verileriyle doğrulanırsa Kiev, lojistik merkezleri çift kullanımlı tesisler olarak değerlendirebilir.

Ancak kamuoyu algısında askeri harekat ile ekonomik terör arasındaki tehlikeli sınır tam da burada geçiyor. Yok edilen mallar arasında giysi, kozmetik, çocuk eşyası ve ev aletlerinin payı arttıkça Moskova’nın bu saldırıları askeri düzene değil, sıradan insanlara yönelik eylemler olarak sunması kolaylaşıyor.

Depo çalışanlarının ölümü sorunu daha da ağırlaştırıyor. Özellikle Kiev’in vurulan her tesisin sistemli biçimde askeri amaçlarla kullanıldığına ilişkin ikna edici kanıtlar yayımlamaması halinde, harekatın askeri etkinliği siyasi maliyetleriyle yarışmaya başlıyor.

Tüketici isyanı neden gerçekleşmedi?

Büyük bir ticari ağa yönelik saldırıların arkasında yalnızca lojistik değil, toplumsal etki yaratma hesabı da görülüyor.

Teslimattaki aksamaların, fiyat artışlarının, ürünlerin ortadan kaybolmasının ve alışılmış tüketim düzeninin bozulmasının Rus toplumuna savaşın bedelini hissettireceği varsayılıyor. Bu yaklaşım, Batı yaptırımlarına Rus tüketim düzeninin yakında çökeceği yönündeki tahminlerin eşlik ettiği 2022 yılından beri biliniyor.

Makdonalds, Epıl ve diğer Batılı şirketlerin ülkeden ayrılması toplumsal kırılmanın başlangıcı olarak sunulmuştu. Markalara, elektronik ürünlere ve hizmetlere erişimin kaybedilmesinin Kremlin ile kentli orta sınıf arasındaki toplumsal sözleşmeyi yıkacağı düşünülüyordu.

Bu gerçekleşmedi.

Rusya, Batılı ürünlerin bir bölümünü Çin, Türkiye ve kendi ithalatıyla değiştirdi, paralel tedarik kanalları oluşturdu, ülkeden ayrılan şirketlerin varlıklarını yerel sahiplerine devretti ve birçok kısıtlamayı aşmayı öğrendi. Ürün ve hizmetlerin kalitesi düşmüş, maliyetler artmış ve ürün çeşitliliği değişmiş olabilir. Ancak tüketici rahatsızlığı kitlesel siyasi protestoya dönüşmedi.

Nedeni basittir: Gündelik sıkıntılardan duyulan hoşnutsuzluk kendiliğinden iktidara yönelmez. Savaş koşullarında devlet propagandası farklı bir açıklama sunar: Suçlu, ülkeye saldıran ve halkın hayatını kötüleştirmeye çalışan dış düşmandır.

Vayldberriz’e yönelik saldırılar bu anlatıyı daha da güçlendirebilir. Parasını ödediği ürünü kaybeden alıcı mutlaka Vladimir Putin’i suçlamaz; Ukrayna’yı suçlayabilir. Yanan lojistik merkezinden tahliye edilen çalışan mutlaka savaş karşıtı olmaz; daha sert bir karşılık verilmesini talep edebilir.

Bu, ekonomik saldırıların yararsız olduğu anlamına gelmez. Lojistiğin sistemli biçimde tahrip edilmesi maliyetleri artırır, işletmelerin verimliliğini düşürür ve bütçe üzerindeki yükü büyütür. Ancak siyasi kırılma için çok daha büyük ölçekte birikimli etki gerekir: Yakıt kıtlığı, gelirlerde sert düşüş, kitlesel işsizlik, bankacılık krizi veya devletin toplumsal yükümlülüklerini yerine getirememesi.

En büyük platformun onlarca deposunun yok edilmesi bile şimdilik böyle bir sonuç doğurmuyor.

Rusya öfkelendirildiği için karşılık vermiyor

Olayların yaygın yorumundaki en zayıf nokta, Rusya’nın yoğun saldırılarının Ukrayna’nın insansız hava aracı harekatına doğrudan yanıt olduğu varsayımıdır.

Tırmanma bağlantısı vardır, ancak bu ilişki ilkel bir şemaya indirgenemez: Kiev bir depoyu vurdu, Moskova da karşılık olarak balistik füzeler fırlattı.

Rus komutanlığı büyük harekatları önceden planlar. Bunun için füzelerin ve insansız hava araçlarının biriktirilmesi, hedefler hakkında istihbarat toplanması, güzergahların hazırlanması, fırlatma sistemlerinin konuşlandırılması ve Ukrayna hava savunmasının incelenmesi gerekir. Saldırıların ölçeğini öncelikle mühimmat mevcudu, üretim kapasitesi ve Ukrayna’da tespit edilen zayıf noktalar belirler.

Ukrayna’nın harekatları Moskova’ya siyasi gerekçe sağlıyor, ancak Rusya’nın füze kapasitesini oluşturmuyor. Kremlin, Vayldberriz’e yönelik saldırılar olmadan da Ukrayna’nın enerji sistemini, savunma sanayisi tesislerini ve limanlarını vuruyordu. Karşılıklı tırmanmanın hızlanmasından söz etmek daha doğrudur: Her iki taraf da kabul edilebilir hedeflerin listesini genişletmeye ve saldırı derinliğini artırmaya çalışıyor.

Rusya, 2026 yazında füze faaliyetini keskin biçimde yoğunlaştırdı. Ukrayna tarafının verilerine göre temmuz ayında çeşitli türlerde yaklaşık 380 füze fırlatıldı. Bu, savaşın en yüksek aylık göstergelerinden biri oldu. Yüzlerce insansız hava aracı ve onlarca füze, 2 Haziran gecesi Kiev, Dnipro, Harkiv ve diğer kentlere saldırdı. Temmuz başında başkente ve sanayi bölgelerine yönelik yeni ve geniş çaplı saldırılar düzenlendi.

En ağır saldırılardan biri 31 Temmuz’u 1 Ağustos’a bağlayan gece gerçekleşti. Rusya, 27’si balistik olmak üzere 35 füze ve 185 insansız hava aracı kullandı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, yalnızca bir balistik füzenin önlenebildiğini açıkladı. Zelenski’ye göre bunun nedeni, Patriyot sistemleri için gerekli önleme füzelerinin fiilen bulunmamasıydı. Kiev ve çevresinde en az on kişi hayatını kaybetti; konutlar, bir okul, depolar, altyapı tesisleri ve Litvanya Büyükelçiliğinin binası zarar gördü.

Temel sonuç, Rus saldırılarının Ukrayna’nın insansız hava araçlarına misilleme olarak düzenlenmesi değildir. Sonuç çok daha ciddidir: Moskova bir savunmasızlık penceresi tespit etti ve bundan mümkün olan en yüksek yoğunlukla yararlanıyor.

Harekatın sonucunu belirleyen balistik hesap

Ukrayna, uzun menzilli taarruz amaçlı insansız hava aracı üretiminde dikkat çekici bir artış sağladı. Royters haber ajansının değerlendirmesine göre Ukrayna’nın 2026 yazındaki üretim hızı, Rusya’nın aynı alandaki kapasitesini aşmıştı. Kiev, yüzlerce, hatta bin kilometreden daha uzak mesafelerdeki petrol işleme tesislerini, depoları ve işletmeleri vurma imkanı elde etti.

Ancak insansız hava aracı ile balistik füze farklı görevler yerine getirir.

Uzun menzilli insansız hava aracı görece ucuzdur, kitlesel olarak üretilebilir ve hassas bir tesise isabet ettiğinde ciddi zarar verebilir. Ancak sınırlı ağırlıkta savaş başlığı taşır, yavaş uçar ve daha sık önlenir. Güçlendirilmiş bir işletmeyi, yer altı deposunu, enerji merkezini veya büyük bir sanayi binasını tahrip etmek için onlarca isabet ya da daha ağır bir silah gerekir.

Balistik füze yüksek hıza, güçlü bir savaş başlığına ve çok daha kısa uyarı süresine sahiptir. Bu füzenin önlenmesi pahalı ve uzmanlaşmış sistemler gerektirir. Ukrayna, öncelikle Patriyot sistemlerine ve sınırlı sayıdaki üçüncü nesil önleme füzelerine bağımlıdır.

Bu kaynak 2026 yazına gelindiğinde kritik ölçüde tükenmişti. Daha önce Ukrayna için ayrılan önleme füzelerinin bir bölümü, Orta Doğu’daki Amerikan birliklerine ve ABD’nin müttefiklerine yönlendirildi. Kiev, bu füzelerin lisanslı üretimi için görüşmelere başladı. Ancak siyasi karar alınsa bile üretim zincirinin kurulması birkaç yıl sürecektir.

Sert bir dengesizlik ortaya çıktı. Ukrayna, Rus depolarına görece ucuz yüz insansız hava aracı gönderebilir. Rusya ise buna yüzlerce yem ve taarruz amaçlı insansız hava aracını, Kiev’in karşı koymak için yeterli mühimmata sahip olmadığı onlarca balistik füzeyle birleştirerek yanıt verebilir.

Bu koşullarda karşılıklı saldırılar cesaretin veya yaratıcılığın değil, sanayi kapasitesinin yarışına dönüşür. Saldırı araçlarını daha hızlı üreten ve savunma araçlarını daha yavaş tüketen taraf kazanır.

Ukrayna’nın insansız hava aracı harekatını riskli bir stratejik bahse dönüştüren unsur, yeni bir Rus deposundaki yangın değil, füze önleme araçlarının kıtlığıdır.

Karadeniz: Ukrayna’nın gerçek milyarları kaybettiği yer

Rusya’nın yaz harekatının en ağır sonuçları Kiev’de veya cephe hattında değil, Odesa bölgesindeki limanlarda görüldü.

Rusya temmuz ayında Odesa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarının altyapısına neredeyse her gün saldırdı. Terminaller, yakıt depoları, antrepolar, demir yolu bağlantıları ve gemiler vuruldu.

Odesa bölgesindeki bir limanda bulunan Togo bayraklı gemi 13 Temmuz’da vuruldu. Çornomorsk’tan Romanya yönüne mısır taşıyan “Altın Aslan” adlı gemi 19 Temmuz’da saldırıya uğradı ve daha sonra Odesa açıklarında battı. Ardından Mısır’dan Reni Limanı’na giden Liberya bayraklı bir gemi vuruldu. Moskova, bazı gemilerin ve liman tesislerinin askeri yüklerin taşınması amacıyla kullanıldığını ileri sürdü. Bu iddiaların tamamını bağımsız olarak doğrulamak mümkün değildir.

Ekonomik etki, Rusya’nın elektronik ticaretine yönelik saldırıların verdiği zarardan çok daha ağır oldu.

Ukrayna’nın tahıl ve bitkisel yağ ihracatının yüzde 90’ından fazlası Odesa bölgesindeki üç liman üzerinden gerçekleştiriliyordu. Yeni saldırı dalgasından önce bu limanlar ayda yaklaşık altı milyon ton yük işleyebiliyordu. Temmuz ortasında kapasiteleri yaklaşık dört milyon tona düştü.

On üç büyük tahıl terminalinden dördü alımları durdurdu. Ukrayna’nın en büyük tahıl ihracatçısı Kernel, Çornomorsk’taki faaliyetlerini askıya aldı. Mersk, limana hizmet vermeyi bıraktı ve konteynerlerin bir bölümünü Romanya’nın Köstence Limanı üzerinden yönlendirmeye başladı.

Ağustos başında durum daha da kötüleşti. Ukrayna Altyapı Bakanlığının verilerine göre temmuz ayında limanlardaki gemilere 35, denizdeki gemilere 22 saldırı düzenlendi ve liman tesisleri 67 kez vuruldu. Yaklaşık iki hafta boyunca Odesa bölgesindeki limanlara tek bir gemi bile girmedi.

Otuz milyon tondan fazla tahıl ve yağlı tohum ürünü tehlikeye girdi. Ukrayna tarım sektörünün doğrudan kaybı 1,5 milyar ile üç milyar dolar arasında olabilir. Çiftçiler ürünlerin taşınmasını garanti edemediği için tahıl ve yağlı tohumların iç piyasadaki alım fiyatları yaklaşık yüzde 30 düştü.

Seçenekler sınırlıdır. Demir yolu, kara yolu taşımacılığı ve Tuna limanları, kapasiteleri artırılsa bile önceki deniz taşımacılığı hacminin yalnızca yüzde 50–55’ini karşılayabilir. Ek taşıma maliyeti ton başına 45–50 dolar olacaktır.

Bu artık bir görüntü savaşı değildir. Bu, döviz gelirlerine, vergilere, çiftçilere, istihdama, bütçeye ve devletin savunmayı finanse etme kapasitesine yönelik bir darbedir.

Ukrayna dünya buğday ihracatının yaklaşık yüzde altısını, mısır ihracatının ise yüzde 11’ini karşılıyor. Bu nedenle limanların felce uğraması yalnızca Kiev’i etkilemez. Küresel gıda fiyatlarını yükseltebilir ve özellikle ithalata bağımlı yoksul ülkeleri ağır biçimde vurabilir.

Hedeflerin ekonomik değeri karşılaştırıldığında ortaya sert bir tablo çıkıyor. Bir Vayldberriz deposunun yok edilmesi şirkete, satıcılara ve sigorta kuruluşlarına zarar verir. Ukrayna’daki bir tahıl terminalinin yok edilmesi ise devleti ihracat gelirinden mahrum bırakır ve bütün tarım sektörünün rekabet gücünü azaltır.

İki savaş ekonomisi ve iki farklı kırılganlık

Rusya da savaşın ağır bedelini ödüyor.

Rus ekonomisi artık önceki dinamizmini sergilemiyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde gayrisafi yurt içi hasıla bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,3 daraldı, Uluslararası Para Fonu ise yılın tamamına ilişkin büyüme tahminini yüzde 0,8’e düşürdü. Askeri harcamalar sivil yatırımları dışlıyor, iş gücü açığı büyüyor, bütçe üzerindeki ağır yük ise enflasyonu besliyor.

Rusya bütçesi de baskı altında. Devlet bütçe kapısındaki veriler temel alınarak yapılan hesaplamalara göre 2026 yılındaki harcamalar, öngörülen 44,07 trilyon ruble yerine 45,11 trilyon rubleye ulaşabilir. Bütçe açığı 4,83 trilyon rubleye kadar çıkabilir. Yalnızca yılın ilk yarısında açık 5,73 trilyon rubleye, yani gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2,5’ine ulaştı.

Petrol işleme tesislerine, limanlara ve lojistik altyapıya yönelik saldırılar bu sorunları daha da ağırlaştırıyor. Bu saldırılar Rusya’yı işletmeleri onarmaya, depoları başka bölgelere taşımaya, yakıt kısıtlamaları uygulamaya ve pahalı hava savunma sistemlerini ülkenin derinliklerinde konuşlandırmaya zorluyor.

Ancak Rusya ekonomisi Ukrayna ekonomisinden çok daha büyüktür. Rusya enerji kaynakları ihracatını, kendi ham madde tabanını, geniş savunma sanayisini ve bütçe açığını iç kaynaklarla finanse etme imkanını koruyor.

Ukrayna ise farklı bir konumdadır. Ülkenin 2026 yılındaki savunma harcamalarının rekor düzeyde 4,37 trilyon grivnaya, yani yaklaşık 97,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Güvenlik için ayrılan ek harcamalar 1,56 trilyon grivna oldu. Finansmanın önemli bir bölümü, dondurulan Rus varlıklarından elde edilen gelirlerle güvence altına alınan 90 milyar avroluk Avrupa kredi paketi sayesinde mümkün hale geldi.

Bununla birlikte Kiev, yalnızca 2026 yılındaki bütçe ihtiyaçlarını karşılamak için yaklaşık 52 milyar dolarlık dış finansmana gereksinim duyuyor. Başka bir ifadeyle Ukrayna giderek daha fazla insansız hava aracı üretebilir, ancak savaşı sürdürme kapasitesi Washington, Brüksel, Uluslararası Para Fonu ve Avrupa hükümetlerinin kararlarına bağlıdır.

Rusya kendi kaynaklarını yavaş yavaş tüketiyor. Ukrayna ise müttefiklerinin kaynaklarını daha hızlı harcıyor. Bunlar, dayanıklılık bakımından temelden farklı iki modeldir.

Cephe toplumsal ağları okumaz

Her bilgi harekatındaki en tehlikeli hata, askeri sonucu gösterişle karıştırmaktır.

Yanan bir depo zafer duygusu yaratır. Ancak cephe hattı başka etkenler nedeniyle değişir: asker sayısı, topçu ateşi, insansız hava araçlarıyla yürütülen keşif, mühendislik tahkimatı, yedek kuvvetler, ikmal ve mevzileri elde tutma kapasitesi.

Rus birlikleri yavaş, ancak istikrarlı biçimde ilerlemeyi sürdürüyor. Bu değerlendirme önceki yıllardaki genel eğilimi yansıtsa da 2026 yılındaki durum daha karmaşıktır. Rus taarruzu yavaşladı, Ukrayna tarafı ise yıl başından bu yana 600 kilometrekareden fazla alanı geri aldığını açıkladı. Başkomutan Oleksandr Sırski’nin iddiasına göre Ukrayna mayıs ayında kaybettiğinden 100 kilometrekare daha fazla alanı yeniden ele geçirdi. Bu rakamların bağımsız biçimde doğrulanması güçtür.

Savaş Araştırmaları Enstitüsünün değerlendirmesine göre Rusya’nın temmuz ayındaki net ilerlemesi 40 kilometrekarenin altında kaldı. Bu, stratejik bir yarma değildir. Bununla birlikte Rusya bazı yönlerde inisiyatifi elinde tutmayı sürdürüyor ve Ukrayna topraklarının yaklaşık beşte birini kontrol ediyor.

Dolayısıyla Ukrayna’nın Rusya’nın gerisine düzenlediği saldırılar ne cephenin çökmesine ne de Rus ordusunun kitlesel biçimde geri çekilmesine yol açtı. Ancak bu saldırıların hiçbir etkisi bulunmadığını ileri sürmek de doğru değildir.

Petrol işleme tesislerinin, askeri fabrikaların, hava üslerinin ve gerçek ikmal merkezlerinin vurulması harekat hızını düşürebilir, askeri araçların onarımını zorlaştırabilir ve Rusya’yı güzergahlarını değiştirmeye zorlayabilir. Sorun, Ukrayna’nın sınırlı kaynaklarının cepheyle bağlantısı belirsiz olan hedeflere harcanmasıyla başlar.

Her uzun menzilli insansız hava aracının alternatif bir hedefi vardır. Bu araç bir füze motoru fabrikasına, mühimmat deposuna, petrol işleme tesisine, hava üssüne veya ticari lojistik merkezine yönlendirilebilir. Stratejik etkinliği belirleyen, hedefin ne kadar etkileyici biçimde yandığı değil, yok edilmesinin Rus askeri düzeninde hangi eksikliği yarattığıdır.

Savaş hukuku, “izlemek hoşumuza gitti” diye bir kategori tanımaz

Ticari depolara ve sivil altyapıya yönelik saldırılar yalnızca siyasi değil, hukuki bir sorun da yaratıyor.

Uluslararası insancıl hukuk, askeri hedeflerle sivil tesisler arasında ayrım yapılmasını gerektirir. Sivil altyapı ancak niteliği, konumu, amacı veya fiili kullanımı nedeniyle askeri faaliyetlere etkili katkı sağladığında ve tahrip edilmesi somut bir askeri üstünlük sunduğunda meşru hedef haline gelebilir.

Bir depodan askeri amaçlı ürünlerin geçmiş olabileceği yönündeki iddia tek başına yeterli değildir. Tesisin nasıl kullanıldığı, beklenen askeri sonuç, sivil çalışanlar açısından doğacak risk ve zararın orantılılığı değerlendirilmelidir.

Bu şartlar her iki taraf için de aynıdır.

Rusya, Ukrayna’nın Rus topraklarına saldırması nedeniyle Ukrayna’daki sivil tesisleri yok etme hakkı kazanmaz. Ukrayna da Rus ekonomisinin askeri harcamaları desteklediği gerekçesiyle Rusya’daki her ticari tesisi vurma hakkına sahip olmaz.

Misilleme mantığı siyasi açıdan anlaşılabilir, ancak hukuken yetersizdir. Savaş, mühimmat deposuyla tüketim malları deposu, askeri taşıtla tahıl gemisi, savunma fabrikasıyla konut arasındaki ayrımı ortadan kaldırmaz.

Çatışma uzadıkça taraflar askeri hedef tanımını genişletmeye daha fazla yöneliyor. Enerji altyapısı savaş ekonomisinin bir parçası, limanlar silah tedarik kanalı, lojistik platformlar ordu altyapısı, işletmeler ise savunma düzeninin unsurları ilan ediliyor.

Bu mantık sınırsız hale gelirse rakibin bütün ekonomisi hedefe dönüşür. Bir sonraki aşama, cepheyle cephe gerisi arasındaki fiili ayrımın ortadan kalkmasıdır.

Bir sonraki aşamanın üç olası gelişme yolu

İlk olasılık, karşılıklı tırmanmanın sürmesidir.

Ukrayna uzun menzilli insansız hava aracı üretimini artırmayı ve Rusya’nın petrol işleme tesislerini, askeri işletmelerini, depolarını ve limanlarını vurmayı sürdürecektir. Moskova ise Ukrayna’nın füze önleme aracı kıtlığından yararlanarak daha yoğun ve birleşik saldırılarla karşılık verecektir. Bu durumda yaz harekatı, kış öncesinde enerji altyapısına yönelik saldırıların hazırlığına dönüşecektir.

Bu, Ukrayna için en tehlikeli seçenektir. Rusya’ya yönelik başarılı saldırılar bile Ukrayna’nın kendi elektrik üretim sisteminin, limanlarının ve sanayisinin kitlesel biçimde tahrip edilmesini telafi edemez. Rusya zararı geniş topraklarına dağıtabilir. Ukrayna’nın büyük lojistik, enerji ve sanayi merkezleri çok daha az sayıdadır. Bu nedenle her tesisin kaybı Ukrayna açısından daha ağır sonuç doğurur.

İkinci olasılık, hedef seçiminde daha katı ölçütlere geçilmesidir.

Kiev tartışmalı ticari tesislere yönelik saldırıları azaltarak petrol işleme tesislerine, hava üslerine, savunma sanayisi işletmelerine, askeri önem taşıyan demir yolu merkezlerine ve mühimmat depolarına yoğunlaşabilir. Bu yaklaşım siyasi ve hukuki riskleri azaltırken her insansız hava aracından elde edilen askeri verimi artıracaktır.

Moskova büyük olasılıkla saldırıları durdurmayacaktır. Ancak Ukrayna, müttefiklerine uzun menzilli harekatın Rus halkını değil, Rusya’nın askeri kapasitesini hedeflediğini daha kolay kanıtlayacaktır.

Üçüncü olasılık, altyapı ve deniz taşımacılığı konusunda sınırlayıcı uzlaşmaların sağlanmasıdır.

Taraflar kuramsal olarak limanlara, ticaret gemilerine, enerji altyapısına veya sivil halk açısından hayati öneme sahip tesislere saldırmama konusunda karşılıklı anlaşmaya varabilir. Böyle bir uzlaşma uluslararası arabuluculuk, teknik denetim ve karşı önlem düzeni gerektirir.

Şimdilik böyle bir anlaşmanın olasılığı düşüktür. Her iki taraf da uzun menzilli saldırıları rakip üzerinde baskı kurmak için sahip olduğu az sayıdaki araçtan biri olarak görüyor. Rusya Ukrayna ihracatını durdurmaya ve ülkenin sanayi tabanını yıkmaya çalışıyor. Ukrayna ise savaşı Rusya topraklarına taşımayı ve çatışmanın Moskova açısından iç maliyetini artırmayı amaçlıyor.

Ancak Karadeniz ticaretinin felce uğraması artık Türkiye’yi, Romanya’yı, sigorta şirketlerini, küresel tahıl piyasalarını ve Orta Doğu ülkelerini de etkiliyor. Ekonomik zarar Rusya ve Ukrayna sınırlarının dışına ne kadar fazla yayılırsa en azından kısmi bir gerilim azaltma yönündeki baskı da o kadar güçlenecektir.

Zafer etkileyici görüntülerin sayısıyla ölçülmez

Ukrayna’nın insansız hava aracı harekatı Rusya’nın önemli efsanelerinden birini yıktı: ülkenin derinliklerinin erişilemez olduğu düşüncesini. Sankt-Peterburg, Moskova bölgesi, Tataristan, Başkurdistan, Volga havzası ve Ural artık mesafe sayesinde tamamen korunduklarını düşünemez.

Bu ciddi bir başarıdır.

Rusya hava savunmasını geniş bir alana yaymak, lojistik sistemini yeniden düzenlemek, depoları sigortalamak, işletmelerin faaliyetlerini durdurmak ve daha önce savaş alanının dışında kalan tesislerin korunmasına kaynak ayırmak zorunda kalıyor.

Ancak bu sonuçların stratejik değeri, Ukrayna’nın ödediği bedele bağlıdır.

Kiev, yok edilen bir Rus deposuna karşılık bir tahıl terminalini, sanayi tesisini veya elektrik dağıtım merkezini kaybediyorsa bu değişimi kazançlı saymak zordur. Rus tüketici siparişini birkaç gün gecikmeli alırken Ukraynalı ihracatçı denize erişimini kaybediyorsa ekonomik dengesizlik Ukrayna’nın aleyhine çalışıyor demektir. Yüz binlerce dolar değerindeki bir insansız hava aracı yangın çıkarırken Rus balistik füzesi onlarca yılda inşa edilmiş bir fabrikayı yok ediyorsa görüntülerdeki eşitlik, maddi eşitsizliği gizler.

Ukrayna’daki insansız hava aracı saldırılarının tırmandırılmasını savunanların temel hatası Rusya’yı vurmak istemeleri değildir. Saldırıya uğrayan bir devletin savaşın maliyetini rakibinin topraklarına taşımaya çalışması doğaldır.

Hata, taktik başarının stratejik zafer ilan edildiği ve yanan tesislerin sayısının kaynak hesabının yerine geçirildiği noktada başlar.

Ukrayna, Vayldberriz’e yönelik saldırılarla Rusya’da devrim yaratmadı. Rus cephesini çökertmedi ve Kremlin’i siyasi yönünü değiştirmeye zorlamadı. Moskova’ya hissedilir ekonomik ve itibari zarar verdi. Ancak aynı zamanda Rusya’nın balistik füze üstünlüğüyle Ukrayna’nın füze savunmasının kritik ölçüde tükenmesinin aynı döneme denk geldiği bir karşılıklı saldırılar evresine girdi.

Yıpratma savaşı kendini aldatmayı bağışlamaz. Bu savaşta yangınları ekranda daha etkileyici görünen taraf değil; fabrikalarını, limanlarını, enerji altyapısını, ulaşım sistemini, parasını ve kayıplarını telafi etme imkanını daha uzun süre koruyan taraf kazanır.

Ukrayna 2026 yazında Rusya’nın derinliklerine ulaşabildiğini kanıtladı. Şimdi çok daha ağır bir soruyu yanıtlaması gerekiyor: Bunu, kendi dayanıklılığını rakibinin dayanıklılığından daha hızlı tüketmeden yapabilir mi?